KOBİLİFE dergisi yazılarımda, daha önce de şahit olduğunuz üzere, bizzat içinde bulunduğum güncel olayları sizlerle paylaşmayı tercih ediyorum. Başlıkta yer alan “Finansal Tabloların Önemi” şeklindeki ifadeyi kullanmak haddimi biraz aşsa da, amacım şu sıralar vermekte olduğum bir derste işlediğimiz bu konuyla ilgili bazı aktarımlarda bulunmak. Meslektaşlarımla birlikte İşletme birinci sınıf öğrencilerine, İşletmeye Giriş, Yönetime Giriş dersi niteliğinde bir ders vermekteyiz. Dersin dönem ödevi ise üç kişilik gruplar halinde bir iş planı hazırlamak. Doğal olarak, bu iş planının ana hatlarını dersimizde işlemeye çalışıyoruz.
İş planlarında üretmeyi düşündükleri ürün ve hizmetle ilgili bir pazar potansiyeli olup olmadığından başlamaları gerektiğini vurgularken öncelikle varsa rakiplerin ve çevrenin analizini yapmaları gerektiğine dair klasik bir süreci onlara öğretmeye çalışıyoruz. Bu sıralar işlediğimiz konular arasında sıra finansal tablolar konusuna geldi. Konuyu aktarırken, onların henüz birinci sınıfta olmalarından dolayı konuyu çok temel düzeyde ve ana hatlarıyla ele almamız gerekiyordu. Buna rağmen, öğrencilerimin konuyla ilgili yönelttikleri sorular üzerine, finansal tabloların özellikle nakit akış tablosunun veya bilançodaki aktif ve pasiflerin, kar zarar tablosunda brüt ve net gelirin anlamını kavramalarının onlar için ne denli önemli olduğuna bir kez daha şahit oldum.
KOBİ’lerimizin bir çoğu finansal tabloların, firmanın finansal durumunun gerçek zamanlı fotoğrafını çekmenin anlam ve öneminin elbette farkındadırlar. Ancak aralarında kendi işlerini kurma hayalinde olan ve iş planlarını hazırlarken bunu ödevden öte bir sorumluluk içinde ilerde hayata geçirmek isteyen öğrencilerimin sordukları soruları irdelediğimde dikkatimi çeken bir konu oldu. İş kurmak isteyen gençlerimizin, işlerini büyütmek isteyen küçük ve mikro şirket çalışanlarının, küçük çaplı bir değişim proje önerisiyle veya bir iş ve ürün geliştirme fikriyle ortaya çıkan kişilerin temel bir muhasebe ve finans bilgisine sahip olmaları gerçekten çok önemli. Bu durumun hem kendilerine değer katan hem de projelerinin başarı ihtimalini artıran bir özellik olduğunun bir kez daha farkına vardım. Finansal tablolar ve finansal oranlar hakkında genel de olsa bilgi sahibi olmaları öncelikle onların iş kurmayla ilgili düşünce sistemlerini değiştirdi. Her parlak fikrin, her geliştirilen ürün veya hizmetin planlanması, üretilmesi ve pazarlanmasıyla ilgili maliyet kalemleri kendi öngördüklerinin ötesindeydi. Kar zarar tablosundaki net gelirin aslında kasalarına girecek nakit para olmadığını gördüler. Bunu biliyor veya tahmin ediyor olsalar bile üretim maliyetlerinin yanısıra satış ve pazarlama giderleri olacağını, hatta onun da dışında operasyonel giderleri olacağını, kredi almışlarsa kredi faizi ve ana para ödemeleri olacağını, amortisman giderlerinin kar zarar tablosuna ve bilançoya nasıl yansıyacağını öğrenmeleri onların iş planlarını yeniden gözden geçirme ihtiyacı doğurdu.
Finans yönetimi önemli bir uzmanlık alanı. Gönül ister ki, her işletmede bu konuda bir uzman çalışsın. Fakat böyle bir olanağı olmayan çok sayıda küçük ve mikro işletmeler söz konusu. Ayrıca böyle bir pozisyon ve konunun uzmanı bir kişi olsa bile, üretim veya pazarlama fonksiyonlarını üstlenen kişilerin kendi işiyle ilgili bütçe yapabilmesi ve bu bütçeyi yönetme becerisine sahip olması gerekir. Finansman işi aslında işletmenin temel fonksiyonları arasında yer alsa da işletmenin iki temel fonksiyonu olan üretim ve pazarlamadan farklı konumda değerlendirmek daha isabetli olur. Finansal kaynaklar, aynı insan kaynağı, emek, bilgi gibi önemli ve onlar gibi yönetilmesi gereken bir kaynak. Üretim fonsiyonunu da pazarlama fonksiyonunu da yerine getirebilmeki için finans kaynağına ihtiyaç bulunmakta. Tıpkı insan kaynağına duyulan ihtiyaç gibi. Bunun yanısıra öylesine önemli ve doğru yönetilmesi gereken bir kaynak ki verimli ve etkin kullanılmadığı takdirde en küçüğünden en büyüğüne kadar firmaların batmasına yol açabilir. Durum böyle olunca da iş geliştiren, ürün veya hizmet geliştiren her kim olursa veya firmanın hangi pozisyonunda olursa olsun ben finansman konusundan anlamıyorum deme lüksüne sahip olamaz. Bulunduğu seviye veya yaptığı işin boyutuna göre temel veya daha gelişmiş finansman bilgisine her zaman ihtiyacı vardır. Bir finans uzmanı kadar olmasa dahi, finansal tabloların en temel kalemlerini bilmesi ve yorumlayabilmesi gerekir. Kar ve zarar tablosunda elde dilen kar veya zararın bilançoya ne zaman nasıl yansıyacağını bilmek durumundadır. Fima kar elde etmiş olsa dahi kasasında para bulunmama ihitmali olacağını ve bunun nedenlerini anlayabilmesi gerekir. Aynı şekilde ne kadar büyük varlık sahibi olsa da nakit akışını iyi yönetemediği takdirde nakite şıkıştığında bu sıkışmanın ona getireceğği ek maliyetlerin sadece kar zarar tablosuna değil bilançoya nasıl yansıyacağını öngörmesi gerekir.
Öğrencilerimize aktardığımız konulardan bir tanesi de başabaş noktasıydı. Başabaş noktasını karmaşık formüllerinden öte kuramsal olarak aktarmak bu konuda temel bir bilgi sağlama açısından oldukça yararlı oldu. Hangi satış seviyesinde başabaş noktasına ulaşıldığını ve başabaş noktasının gelir tablosunda gider ve gelirin eşitlendiğini nokta olduğunu öğrendiler. Bu durum onların isabetli satış tahmini yapmalarının öneminin bir kez daha farkına varmalarına neden oldu.
Finansal tabloları ve finansal oranları en temel esaslarıyla öğrencilere aktarmak onların ufuklarını anlamlı ölçüde genişletti. Orta ve büyük ölçekli işletmelerimizin finansal tabloları değerlendirme konusunda yetkin olduklarını varsayarak, küçük ve mikro işletmelerimizin sahip ve yöneticilerine, şahış işletmesine sahip olan girişimcilere buradan naçizane finansal tabloların önemini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Unutmayın ki ölçemediğinizi bir şeyi yönetmek mümkün değildir. Yatırdığınız sermayeden başlayarak, aldığınız borçları, aktif ve pasiflerinizi, gelir ve giderlerinizi, stoklarınızı, brüt ve net karın satışlara oranı, stok devir hızı, cari oran gibi finansal oranlarınızı her zaman ölçmek ve değerlendirmesini yapmak durumundasınız. Finansal tablolarınız sizin tarafınızdan hazırlanıyor olmasa bile bu tabloları okumak ve değerlendirmek sahip olunması gereken bir yönetim becerisi. Muhasebe ve finansman konuları söz konusu kişilerden ne kadar uzak görünürse görünsün finansal tablolar ve finansal oranlar konusunda temel bilgilere sahip olmak, bunları öğrenmek için harcanan zamana fazlasıyla değer. Üstelik öğrenmek için harcanacak zaman asla hiç kimsenin işini aksatacak kadar fazla değilse…

 
Tarih: 14 September 2010 - 0 Yorum var
 
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın